5 Şubat 2015 Perşembe

e nagua

Otelin lobisindeyim. Tam sevdiğim gibi, büyük rahat koltuklar ve loş ışıklar var. Sarı ışıklı bir abajurun tam yanında oturuyorum, kitap okuyorum ve düşünüyorum. Dün gece de bu sefer tamamen karanlıkta oturmuş ve düşünmeyi düşünmüştüm. Düşündüm ve karar verdim, düşüncelerde boğulmak fikrini seviyorum. Ama fark ettim ki artık bundan yoksunum.  
Dünyayla neredeyse tamamen bağdaşır biçimde normal olmak mı daha iyi yoksa iki dünyalı yaşamak mı? 
Sert olmayı öğütleyen bir dünyaya karşı kendi içinde inatla kırılganlığını, duyarlılığını korumak daha iyi bir seçenek değil miydi? Daha cesurca? Kimsenin ödüllendirmediği ve kimsenin ödüllendirmesine de ihtiyaç duymayan bir cesurluluk. Böylesi daha sevimli değil miydi? Güçsüzlük değil bu. Güçlü olmak zorunda olmamak belki de.. Hatta özgürlük. 

Kafamı toparlayamıyorum pek, iki kitap arasındaki anlatım biçimleri üzerine düşünüyordum. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Taş Bina'dan daha güzeldi. Net cümlelerdi, kendi kırılganlık kabuğunun içinde. Taş Bina çok sertti, zorlamaydı, öfkeliydi. Diğeri de öfkeliydi, yenikti hatta ama samimiydi. Samimiyet her şey öyle değil mi? 

Tarif edemiyorum. Gözümdeki o güzel noktayı tanımlayamıyorum. Kendi kişiliğimi biçimlendirme çabası içinde, her seferinde kendimi sorguluyorum. Ve sorguladığım/sorgulayabildiğim zamanlar için şükrediyorum. 
"Ben kimim?" Bu soruya değer veriyorum. 

Bir şeylere değer vermek yanlış değil. Bir şeylere değer vermek saçmalık değil. Bir şeylere değer vermek illa da yıkılmayı gerektirmiyor. Bir şeylere değer verdiğim için, bir şeylere belki fazlaca değer verdiğim için saçmalamıyorum ve bu alaycı bir gülümsemeyi gerektirmiyor. Hayatımı koca bir taş kütlesi olmaya çabalayarak geçirecek değilim

Neden insanların ne düşündüğünü merak eder ve bunu önemseriz? 


2 yorum:

Fidan Güler dedi ki...

Uzun yazınca da çok iyi yazıyorsun, biliyordum gerçi ben. Bu arada iki kitabın üslubundan yola çıkarak kalplerin hayata karşı duruşlarını kıyaslamak şahane fikir...

juliet dedi ki...

çok teşekkür ediyorum böyle düşünmene sevindim

Ben de sana gül bahçesi vadetmedim gibi olmak istiyorum.