24 Kasım 2014 Pazartesi

galiba biraz bilinçakışı, biraz

Canım sıkılıyor, uyumak istemiyorum. İçimde yersiz bir kuruntu, olur olmaz bir sıkılmak, gereksiz bir hüzün, saçma bir yenilmişlik hissi var. Dünyanın en eğlenceli insanlarını bu eve toplamak istiyorum üstelik, bütün odalara bir sis gibi çöken sessizliği kırsınlar istiyorum.

Bugün ilk kez, uzun zamandır isteyip de yapmadığım bir şeyi tamamladım. Sanırım içimdeki anlamsızlığın bir nedeni de bu. Çünkü nihayet bunun üzerinde uğraştığım ve bunu tamamladığım için, bir şeyi tamamladığım için, sevineceğim yerde ben, umutsuzluğun elinden tutmuş başıboş dolanıp duruyorum. 

Aslında ben ne zaman bir şeyden dolayı kendimi yenik ve neşesiz hissetsem, bir parça suçluluk da hemen peşinden gelir. Kendimden utanıyor olmanın verdiği suçluluk diye tanımlıyorum bunu. Çünkü adeta yenilmiş bir savaşçı olarak kendimi üzerine attığım yataktan, sarıldığım kitaptan, konuştuğum insanlardan, makyaj masamın üzerindeki tozdan bile, her şeyden, şu uçan kuştan da utanırım.

Ne varsa hepsini kendi kendimize karartıyoruz. 

Köydeki Sevgi teyze hastaymış meğer, çok da olmuş, ben yeni öğrendim. Zaten hastalık kelimesi ne zaman birinin dilinden çıksa, çıktığı anda havada görünmez bir tokat olarak savrularak gelip suratımın tam ortasını bulur. Bana unuttuğum bir şeyleri hatırlatır. Bana görmediğim bir şeyleri gösterir. Yenikliğim azalır gibi olur, çünkü bundan da utanırım. 

Uyuyabilirsem her şey başa saracak biliyorum. Çünkü uyanmak, ne denir, tertemiz bir sayfa açmak gibi. Her güne tertemiz bir sayfa açma şansı eder bu da. Bunu da biliyorum. Ve inanır mısınız, tutup bundan da utanıyorum. 

10 yorum:

1 Delinin günlükleri dedi ki...

Nerede başladığını ve nerede nasıl bittiğini bilmediğim bir romanın kısa bir bölümü gibi geldi. Okurken bitmesin istedim.

juliet dedi ki...

Uzun yazıları sevmiyordunuz diye biliyordum ama.. :) teşekkür ediyorum

1 Delinin günlükleri dedi ki...

Tamam da bu yazı uzun değil ki :) Bu yazının 3-4 katı olsaydı benim uzun diyebileceğim yazılar arasına girerdi.

juliet dedi ki...

Blogumun geneline göre uzun sayılır ya ondan dedim hahah. Doğrudur tabii

Muzurella dedi ki...

bence can sıkıntısı çok güzel bi hediye.

biliyorum içindeyken öyle gelmiyor.

ama çıkınca önüne hep yepyeni şeyler, ve hatta daha önce görmediğin fark etmediğin bilmediğin güzellikler getiriyor.

bence yani :)

juliet dedi ki...

Değişik bir bakış açısı.. Aslında doğru olabilir :)
Çünkü olumsuz olarak nitelenen her şey bazen bir yönüyle böyle bir özelliğe sahip.

complete_the_sentences dedi ki...

Birkaç saat önceki duygularımı tesadüfen geldiğim blogunda okumak tuhaf geldi birden. İzleniyomuşum gibi sanki. :) Ben yazmışım sanki, özellikle ilk paragraf.
Takibe alıyorum hemen. Ben de beklerim kahveye. ;)
Sevgiler...

Zeynep Yılmaz dedi ki...

tarif ettiğin ruh halini iyi tanıyorum birçok açıdan. Okumak çok iyi geldi nedense. Ellerine sağlık.

juliet dedi ki...

Hahah izleniyorsun!

juliet dedi ki...

Fazlasıyla ortak bir ruh hali galiba :)
Teşekkür ediyorum